EN TR

PARKİNSON HASTALIĞI


 

Parkinson hastalığı ileri yaşta Alzheimer hastalığından sonra en sık görülen nörolojik hastalıktır. Türkiye’de yaşlaşık 60000 Parkinson hastalığı olan kişi olduğu bilinmektedir. 50 yaşından önce çok nadir olarak görülürken, 60 yaş üzerinde toplumdaki sıklığı %1 civarındadır. Ortalama yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun gün geçtikçe artmasıyla Parkinson hastalığı görülme oranlarının artması da kaçınılmazdır. Erkeklerde daha sık olarak karşımıza çıkarken, oluş nedeni hala net olarak bilinmemektedir.

 

Parkinson hastalığına neden olan pataloji nedir?

 

İnsan beyninde normal olarak dopamin denilen hareket kontrolünde önemli yeri olan bir kimyasal madde üretilir. Dopamin birbiriyle koordinasyon içinde, birbirini takip eden hareketlerin yapılmasında önemli bir göreve sahiptir. Bu hareketler hem kollarda hem de bacaklarda günlük hayatımızda sürekli yaptığımız yürüme, yemek yeme gibi basit aktivitelerden, daha kompleks sportif aktivitelere kadar değişebilir. Dopamin üreten hücreler beyinde beyin sapı çekirdekleri denilen belli bölgelerde bulunur. Bu çekirdeklerin kronik ilerleyici bir şekilde hasar görmesiyle dopaminin üretimi zamanla azalır ve  üretim yapan beyin hücrelerinin  %60-80’i hasar gördüğünde dopamin eksikliğine bağlı Parkinson hastalığı belirtileri ortaya çıkmaya başlar. 

 

Klinik bulgular nelerdir?

 

Hastalığın başlangıç aşamasında hareket bozukluğu ortaya çıkmadan önce erken belirtiler görülebilir. Bu belirtiler koku duyusu bozukluğu, uyku bozukluğu, kabızlık ve hareketlerde yavaşlama, titreme şeklinde ortaya çıkabilir. Hareket bozuklukları ortaya çıkmadan önceki 10 yıl içinde bu bulguların görülebileceği ve bunların erken tespitinin hastalığın ilerlemesine engel olmakta erken tedavide önemli olabileceği düşünülmektedir. Her hastada farklı belirti ve bulgularla ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır.

 

Hareket bozukluğu olarak ortaya çıkan bulgularsa istirahatte belirgin titreme, hareketlerde anormal yavaşlama, kaslarda açmaya çalışınca takılma hissi ve kademeli olarak açılma ( dişli çark belirtisi) ve yürüme bozukluğu olarak sayılabilir. Yürüme bozukluğu özellikle ilk harekete başlarken takılma şeklinde ortaya çıkar. Hasta harekete başlamak istediğinde ilk adımı atmakta zorluk çekebilir ve adım atmaya çalıştıkça dengesinde bozulma ve düşmeler olabilir.  Yürürken aniden donmalar da denge bozukluğuna ve düşmelere neden olabilir. Yürümede kol hareketleri azalır, küçük adımlarla, yavaş ama aceleci bir yürüyüş ortaya çıkar. Hasta yürürken hızını ayarlayamayabilir, adım uzunlukları kısalır. Yürüme sırasında gövde hafif öne eğik olarak durur. Gövdenin bir tarafı ve baş boyunda eğilmeler, kamburluk görülebilir. Bu duruş bozukluğu da boyun, bel ve sırt ağrılarına neden olabilir. Aynı duruş bozukluğu yürüme sırasında dengenin sağlanmasına da engel olabilir.

 

Parkinson Tedavisi

 

Tedavide yürüme bozukluğu, duruş bozukluğu (kamburluk, bir yöne eğilme), bel, sırt ağrıları ve denge bozukluğu gibi tüm klinik bulgulara bir arada müdahale edilmesi, hastanın çok yönlü değerlendirilmesi tedavi başarısı için son derece önemlidir. Günümüzde Parkinson tedavisinin iki önemli ayağı bulunmaktadır. Öncelikle nöroloji tarafından doğru ilaç kombinasyonu hastaya verilir. Bu tedaviler sayesinde genellikle bir çok hareket bozukluğunda belirgin başarı sağlanır. Bununla birlikte tedavinin ikinci önemli ayağı egzersizdir. Bu noktada fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimi tarafından hastanın değerlendirilmesi, tüm kas iskelet sistemi sorunları ve hareket bozukluklarının belirlenmesi ve her hasta için özel olarak hazırlanmış fizik tedavi ve rehabilitasyon programının  hastaya uygulanması gerekir. Bu tedavi programının hekim tarafından takibi ve gerektiğinde uygun değişikliklerin yapılması yine tedavinin başarısı açısından son derece önemlidir.

 

Rehabilitasyon Yöntemleri Nelerdir?

 

Tüm ilaç tedavilerine rağmen hastalığın ilerlemesi hala durdurulamamaktadır.
Yürüme, denge bozukluğu ve yavaşlamaya yönelik olarak fizyoterapist eşliğinde egzersizlerle kol ve bacak kaslarının güçlenmesi, hareketsizlik nedeniyle kollarda ve bacaklarda ortaya çıkan eklem hareket açıklıklarının yeniden sağlanması ya da hiç kısıtlılık gelişmeden engel olunması, yine özellikle kol ve bacaklarda gelişen dişli çark rijiditesi nedeniyle ortaya çıkan kasılma, donma gibi semptomların azaltılması sağlanabilir. 

 

Fizyoterapistle egzersiz yanında son yıllarda Parkinson tedavisi için kullanılabilecek rehabilitasyon yöntemlerinde belirgin gelişmeler sağlanmıştır. Son teknolojinin kullanıldığı, robotik rehabilitasyon ve sanal rehabilitasyon yöntemleri yürümenin olması gerektiği şekilde yeniden öğretilmesinde ve denge kontrolünün sağlanmasında tüm dünyada kullanılmaktadır. Bu konuda bilimsel çalışmalar yapılmaya hala devam edilmektedir. Dopamin eksikliğiyle ortaya çıkan yürüme gibi birbirini takip eden hareketler grubunun başarılamamasında, robotik rehabilitasyonla normal yürüme şeklinin hastada sağlanabilmesi son derece önemlidir. Hastalar rehabilitasyonla günlük yaşamdaki, ev içindeki kısıtlılıklarının azaldığını kendileri de rahatlıkla gözlemleyebilirler.

 

Üç boyutlu sanal yürüme eğitimi sistemi ile hastaların adım uzunlukları ve genişlikleri düzenlenerek yapılan yürüme egzersizleri yine normal yürüme şeklinin kazanılmasında belirgin etkili olmaktadır. Yürüme alanı ile eş zamanlı bağlantılı çalışan bir simülasyon ekran yardımıyla hastanın  gerçek sosyal ortamındaki yürümesi taklit edilmekte ve hastanın engelleri dengesini sağlaması ve düzgün yürümesi uyarılmaktadır. Aynı ekranda çıkan basit matematik işlemleri ve renk bulma sorularına hastanın cevap vermesi istenerek beyinsel fonksiyonlar da uyarılmakta, denge ve yürüme egzersizleri sırasında zihinsel aktivitelerin çalışması da sağlanabilmektedir. Böylece hem hareket hem de zihinsel sistemlerin uyarılabildiği çoklu görevli denge egzersizleri hastaya yaptırılabilmektedir.

 

Havuz terapisi ile hastanın eklem ve kaslarındaki tutukluk belirgin açılarak, su içinde güvenli egzersizle denge geliştirilmesi ve kas güçlenmesi sağlanabilmektedir. Yine denge egzersizlerinin, birbirini takip eden hareketlerin hastaya yaptırılabileceği ve kas güçlenmesinin sağlanabileceği farklı 3D sanal rehabilitasyon sistemleri bu hastalarda kullanılabilir.

 

Başlangıçta fiziksel tıp ve rehabilitasyon hekiminin hastayı değerlendirmesinden sonra hastanın kapasitesine göre en uygun rehabilitasyon sistemleri, hastayla birlikte belirlenir ve tek tek ya da birkaç yöntemin bir arada uygulandığu bir program oluşturulur. Bununla birlikte hastanın hareketine engel olan bel ve sırt ağrısı gibi sorunları varsa ona yönelik fizik tedavi yöntemleri de bu tedavilerle birlikte kombine edilebilir.


 

 

Bizden Makaleler